| | Üretsiz Blog oluştur

alibabanınyeri

gezegenler

MERKÜR (Mercury)
Güneşe uzaklığı: 46 - 58 - 69 Mio km
Yörüngesel dışmerkezlilik: 0.206
Yörüngesel eğiklik: 7 0
Eksensel eğiklik: 2 0
Çap: 4870 km
Kurtulma hızı: 4.2 km/sn
Kütle: 0.055 (Yer = 1)
Hacim: 0.056 (Yer = 1)
Yoğunluk: 5.44 (su =1)
En yüksek kadir: -1.9
Dolanım süresi: 88 gün
Eksensel dönme: 58.6 gün
Kavuşum dönemi: 116 gün
Uyduları: Yok
Gözlem koşulları: Güneşe en yakın gezegendir. Çıplak gözle görülebilmesi ancak güneş ufkun hemen altındayken mümkün olabilir. Merkür'ün kavuşum dönemi 116 gündür bu sürenin yarısında Güneşin önünden gider, yani batısındadır,diğer yarısında ise Güneşin arkasından gider yani doğusundadır.
Merkür Mart ve Nisan aylarında akşam yıldızı olarak, Eylül ve Ekin aylarında ise sabah yıldızı olarak en iyi şekilde görülebilir.
Küçük teleskopla yoğun, beyaz bir cisim olarak görülür ve dönemleri ayırt edilebilinir.

İletitolga-20 » 03 Mar 2007 9:26

VENÜS (Venus)
Güneşe uzaklığı: 107.3 - 107.5 - 107.8 Mio km
Yörüngesel dışmerkezlilik: 0.007
Yörüngesel eğiklik: 3.4 0
Eksensel eğiklik: 178 0
Çap: 12.104 km
Kurtulma hızı: 10.3 km/sn
Kütle: 0.815 (Yer = 1)
Hacim: 0.86 (Yer = 1)
Yoğunluk: 5.25 (su =1)
En yüksek kadir: -4.4
Dolanım süresi: 224.7 gün
Eksensel dönme: 243.16 gün
Kavuşum dönemi: 584 gün
Uyduları: Yok
Gözlem koşulları:Güneş ve Ay'dan sonra gökyüzündeki en parlak cisimdir. En parlak olduğu dönemlerde (Güneşe çok yakın olmadığında) gündüz de görülebilir. Venüs'ün kavuşum dönemi 584 gündür. Bu sürenin yarısında (10 aydan biraz kıs bir süre) Güneş'den önce doğar, diğer yarısında da Güneş'den sonra batar. Kuzey yarımkürede, en iyi gözlem zamanı sonbahar sabahlarıdır. Çıplak göze Venüs, sabit, beyaz bir ışıkla parıldayan parlak bir cisim olarak görülür. Çok parlak olmasının nedenleri güneşe yakın olması ve Güneşten gelen ışığın %80'ini yansıtmasıdır (albedo değeri).

İletitolga-20 » 03 Mar 2007 9:26

YER (Earth)
Güneşe uzaklığı: 147.2 - 149.6 - 152 Mio km
Yörüngesel dışmerkezlilik: 0.017
Yörüngesel eğiklik: 23.4 0
Eksensel eğiklik: 0 0
Çap: 12.753 km
Kurtulma hızı: 11.2 km/sn
Kütle: 1
Hacim: 1
Yoğunluk: 5.52 (su =1)
En yüksek kadir: - - -
Dolanım süresi: 365.2 gün
Eksensel dönme: 23 s 56 dk
Kavuşum dönemi: - - -
Uyduları: 1 tane Ay
Gözlem koşulları: - - -

İletitolga-20 » 03 Mar 2007 9:27

MARS
Güneşe uzaklığı: 208 - 228 - 248 Mio km
Yörüngesel dışmerkezlilik: 0.093
Yörüngesel eğiklik: 1.90
Eksensel eğiklik: 24 0
Çap: 6790 km
Kurtulma hızı: 5.1 km/sn
Kütle: 0.107 (Yer = 1)
Hacim: 0.15 (Yer = 1)
Yoğunluk: 3.94 (su =1)
En yüksek kadir: -2.8
Dolanım süresi: 687 gün
Eksensel dönme: 24 s 37 dk
Kavuşum dönemi: 780 gün
Uyduları: 2 tane Phobos, Deimos
Gözlem koşulları: Çıplak gözle bakıldığında Mars belirgin kırmızımsı turuncu renkli bir ışık noktası olarak görülür. Mars'ın parlaklığı Dünya'ya yakınlaşıp uzaklaşmasıyla değişir. En yakın konumundaki parlaklığı en uzak konumundaki parlaklığının 50 katıdır. Mars, karşı konumda (opposition) olduğunda yani Dünya, Güneş ve gezegen arasında iken, Mars Gün batımında doğar ve gece boyunca gökyüzünde kalır. Yörüngesel dışmerkezliliği nedeniyle Mars karşı konumda iken Dünya'ya 50 ila 90 milyon kilometre uzakta olabilir. Mars'ın en çok tercih edilen karşı konumu enberi (perihelion - Güneşe ve tabiki Dünya'ya en yakın olduğu) dönemidir. Tüm bu koşullar her 17 yılda bir oluşur.

JÜPİTER (Jupiter)
Güneşe uzaklığı: 740 - 777 - 815 Mio km
Yörüngesel dışmerkezlilik: 0.048
Yörüngesel eğiklik: 1.3 0
Eksensel eğiklik: 3.10
Çap: 143.000 km
Kurtulma hızı: 59.5 km/sn
Kütle: 318 (Yer = 1)
Hacim: 1319 (Yer = 1)
Yoğunluk: 1.3 (su =1)
En yüksek kadir: -2.6
Dolanım süresi: 11.9 yıl
Eksensel dönme: 9 s 50 dk
Kavuşum dönemi: 399 gün
Uyduları: 16 tane Metis, Adrastea, Amalthea, Thebe, Io, Europa, Ganymede, Callisto, Leda, Himalia, Lysithea, Elara, Ananke, Carme, Pasiphae, Sinope
Gözlem koşulları: Jüpiter'in kavuşum dönemi yaklaşık 13 aydır. Bunun 5 ayında sabahları, beş ayında ise akşamları görülebilir. Gei kalan 3 ay boyunca Güneşin diğer tarafındadır ve görülemez. Güneş, Ay ve Venüs'den sonra en parlak gök cismidir. Küçük teleskoplar ve dürbünler ile yuvarlak şekli kolayca görülebilir. Orta boy teleskoplar ile atmosferindeki bantlar ve "büyük kırmızı leke" (Dünya'ya dönük olduğunda) ayırt edilebilir. Jupiterin 4 Galilean uydusu dürbünle bile görülebilir. Uydularının döngüsü 2 ila 17 gün arasında değiştiği için her akşam farklı bir konumda gözlenebilirler

İletitolga-20 » 03 Mar 2007 9:28

SATÜRN (Saturn)
Güneşe uzaklığı: 1343 - 1425.5 - 1509 Mio km
Yörüngesel dışmerkezlilik: 0.056
Yörüngesel eğiklik: 2.50
Eksensel eğiklik: 26.40
Çap: 120.500 km
Kurtulma hızı: 35.4 km/sn
Kütle: 95 (Yer = 1)
Hacim: 744 (Yer = 1)
Yoğunluk: 0.7 (su =1)
En yüksek kadir: -0.3
Dolanım süresi: 29.5 yıl
Eksensel dönme: 10 s 14 dk
Kavuşum dönemi: 378.1 gün
Uyduları: 17 tane Pan, Atlas, Prometheus, Pandora, Janus, Epimetheus, Mimas, Encaladus, Tetyhs, Telesto, Calypso, Dione, Rhea, Titan, Hyperion, Iapetus, Phoebe
Gözlem koşulları:Güneşe Jüpiter'den daha uzak ve biraz daha küçük olduğu için Saturn daha sönük görülür. Yaklaşık12.5 ay olan kavuşum dönemi nedeniyle yılın büyük bir bölümünde gökyüzündedir. Yörüngesinde çok yavaş ilerlediği için aynı takım yıldız içinde 2 yıldan daha uzun süre kalır. Satürn'ün halkaları orta boy teleskoplar ile ayırt edilebilir. Her 15 - 17 yılda bir Dünya Satürn'ün halkalarını düzleminden geçer bu durumda halkalar görülemez. Satürn'ün uydularından sadece Titan ve Rhea orta boy teleskoplar ile görülebilir

İletitolga-20 » 03 Mar 2007 9:28

URANÜS (Uranus)
Güneşe uzaklığı: 2733.6 - 2868.8 - 3004 Mio km
Yörüngesel dışmerkezlilik: 0.047
Yörüngesel eğiklik: 0.8 0
Eksensel eğiklik: 98 0
Çap: 51.120 km
Kurtulma hızı: 22.5 km/sn
Kütle: 14.6 (Yer = 1)
Hacim: 67 (Yer = 1)
Yoğunluk: 1.3 (su =1)
En yüksek kadir: 5.6
Dolanım süresi:84 yıl
Eksensel dönme: 7 s 14 dk
Kavuşum dönemi: 370 gün
Uyduları: 15 tane Cordelia, Ophelia, Bianca, Cressida, Desdemona, Juliet, Portia, Rosalind, Belinda, Puck, Miranda, Ariel, Umbriel, Titania, Oberon
Gözlem koşulları: Uranüs hiçbir zaman 6. kadirden daha parlak olmaz. Bu nedenle çıplak gözle ancak olağanüstü açık ve temiz gökyüzü koşullarında bile sadece küçük sönük bir yıldız gibi görülebilir. Küçük teleskoplarla yeşil bir yuvarlak olarak görülür, ayrıntı seçilemez. Uyduları ancak çok büyük teleskoplar ile görülür. 84 yıl süren dolanım süresi ile Uranüs bir takımyıldızdan diğerine çok yavaş geçer. 90'lı yıllar boyunca Yay ve Oğlak takımyıldızlarında olacaktır.

İletitolga-20 » 03 Mar 2007 9:29

NEPTÜN (Neptune)
Güneşe uzaklığı: 4455.3 - 4494 - 4532.5 Mio km
Yörüngesel dışmerkezlilik: 0.009
Yörüngesel eğiklik: 1.8 0
Eksensel eğiklik: 28.8 0
Çap: 50.538 km
Kurtulma hızı: 24.1 km/sn
Kütle: 17.2 (Yer = 1)
Hacim: 57 (Yer = 1)
Yoğunluk: 2.1 (su =1)
En yüksek kadir: 7.7
Dolanım süresi: 164.8 yıl
Eksensel dönme: 16 s 7 dk
Kavuşum dönemi: 367.5 gün
Uyduları: 8 tane Naiad, Thalassa, Despina, Galatea, Larissa, Proteus, Triton, Nereid
Gözlem koşulları:Yaklaşık 8 kadir parlaklığı ile Neptün oldukça sönüktür. Gök yüzünde çok yavaş ilerler. 90'lı yıllar boyunca Yay ve Oğlak takımyıldızlarında olacaktır. Çıplak gözle gök yüzünde ayırt edilemez ama belki dürbünle görülebilir. Küçük teleskop ile küçük yeşilimsi bir yuvarlak olarak görülür. Uydusu Triton 20 cm'lik teleskoplar ile ancak çok iyi koşullar altında görülebilir.

PLÜTO (Pluto)
Güneşe uzaklığı: 4450.5 - 5898.5 - 7374 Mio km
Yörüngesel dışmerkezlilik: 0.248
Yörüngesel eğiklik: 17.10
Eksensel eğiklik: 1220
Çap: 2323 km
Kurtulma hızı: 1.1 km/sn
Kütle: 0.002 (Yer = 1)
Hacim: 0.007 (Yer = 1)
Yoğunluk: 2.02 (su =1)
En yüksek kadir: 14
Dolanım süresi: 248 yıl
Eksensel dönme: 6 gün 9 s
Kavuşum dönemi: 367 gün
Uyduları: 1 tane Charon
Gözlem koşulları: Pluto ancak orta boy teleskoplar ile görülebilir ve hiçbir zaman 14 kadirden daha parlak olmaz. Teleskopla bile ancak küçük bir ışık noktası olarak görülür. Pluto 90'lı yıllarda Terazi, Akrep ve Yılancı takımyıldızlarından geçecektir

yeşilay

YEŞİLAY HAFTASI

Yeşil temiz bir hilal
Yepyeni doğmuş gibi.
Ak bir bayrak üstüne
Gelip de konmuş gibi.

Bu bayrağın vatanı,
İnananların kalbi,
Yeşilay’ın altında
Hepsi kaynaşmış gibi.

İçkinin baş düşmanı,
Bu yeşilaycılardır.
Savaşları durmadan,
Sürüp gider yıllardır.

İ. Hakkı TALAS

YEŞİLAY

Düşmanların içinde
İçki en korkunç olanı!
Bin dokuz yüz yirmide
Yeşilay Derneği’ni
Kurmuştur Mazhar Osman.

Zehir çabuk öldürür,
İçkiler yavaş yavaş.
Kimi zehir öldürür,
Kimi gözden döker yaş.
Sofrada tek içkiye
Yer ayırma arkadaş!

M.Necati ÖNGAY

YEŞİLAY

Yeşil bir ay bembeyaz,
Bayrağının tek süsü.
Sağlığımız, canımız,
Yeşilay’ın ülküsü.

Korumaya çalışır,
Yurttaşları içkiden.
İnsanlıktan sıyrılır,
Çünkü sarhoş bir beden.

Vatanını sevenler,
Korumalı milleti.
Ocakları söndüren,
İçki, kumar illeti.

İ. Hakkı TALAS


  Yeşilaycı

Kaptırma kendini eğri yollara,
Ömrünce iyiyi, güzeli ara.

Önce sağlığına, sonra kesene,
Her adam başında takılır çelme.

Türlü felaketler içkiden doğar,
Onun kadar büyük bir düşman mı var?

Ben yeşil aycıyım, övünmek hakkım,
Başımda sapasağlam duruyor aklım.

B.G. ŞAVLI

 

AŞIK VEYSELİN HAYATI VE ESERLERİ

AŞIK VEYSELİN HAYATI VE ESERLERİ

Aşık Veysel, hayatini anlattığı bir şiirinde “Ücyüz-onda gelmiş idim cihana” diyor. Yıl 1894 oluyor hesapça. Sivas’a bağlı Şarkışla ilçesinin Sivrialan Köyünde dünyaya gelmiş. Anasi Gulizar, bir yaz günü koy dolaylarındaki Ayıpınar merasına koyun sağmaya gittiğinde; oracıkta bir yol üstünde doğurmuş Veysel’i. Göbeğini de kendi eliyle kesmiş. Yaman kadınmış Gülizar ana. Bebesini bir çaputa sarıp yürüye yürüye köye dönmüş. Babası Ahmet; bebenin adini Veysel koymuş. Yıllar geçmiş aradan büyümüş, konuşmuş, yürümüş Veysel çocuk. Böylece yedi yaşına varmış. O yıl bir çiçek hastalığı salgını olmuş Sivas’ta. Küçük Veysel de yakalanmış. Sol gözünde, çiçeğin beyi çıkmış kendi deyimiyle… Göz akıp gitmiş. Sağ gözüne de perde inmiş, önceleri. Yalnız ışığı seçebiliyormuş, bu gözüyle. Babasına “Çocuğu Akdağmadeni’ne götür, orada bu gözünü açacak bir doktor var.” demişler. Sevinmiş Ahmet emmi. Gel gör ki talihsizlik yine yakasını bırakmamış Veysel’in. Bir gün inek sağarken babası yanına gelmiş. Veysel ansızın donuverince; yakında bulunan bir değneğin ucu öteki gözüne girivermiş. O göz de akıp gitmiş böylece. Veysel’in Ali adında bir ağabeysi ve Elif adında bir kız kardeşi varmış. Hepsi çok üzülmüşler Veysel’in kotu durumuna

 Babası meraklı adammış. Halk ozanlarından şiirler okuyup ezberleterek avutmaya çalışmış oğlunu. Sivas’ın köyleri saz sairleriyle dolu. Onlar da ara sıra gelip Ahmet emminin evine uğrarlarmış. Veysel ilgiyle dinlermiş calip söylediklerini. Babası, oğlunun ilgisini görünce; bir saz alıp vermiş ona. İlk saz derslerini, babasının arkadaşı olan Çamşıh’lı Ali Ağa’dan almış. Ve gitgide, kendini iyice saza vermiş Veysel. Unlu Halk ozanlarının şiirlerini çalıp söylemiş bir zaman. Yirmibes yasındayken (1919) anası, babası Veysel’i Esma adında bir kızla evermişler ve kısa sure sonra ikisi de göçüp gitmiş bu dünyadan (1921). Acı üstüne acı gelmiş, ama bitmemiş talihin kotu oyunu. İkinci çocuğu on günlükken, anasının memesi ağzına tıkanarak ölmüş, ardından da karisi yanaşmalarıyla evden kaçmış. Bu olay çok koymuş Veysel’e. Daha dertli olmuş ve iyice içine kapanmış. Karisi koyup gittiğinde bir kızı varmış Veysel’in. Daha bir yasini bile bitirmemiş. İki yıl kucağında gezdirmiş Veysel, ne çare o da yaşamamış. Bu sıralar Veysel’i yeniden evermişler. Bu karisi çocuk vermiş Aşığa. Biri olmuş, iki oğlan, dört kız, altısı sağ. Onlar da 18 torun vermiş Veysel’e. 

    Aşık Veysel, Cumhuriyetin Onuncu yıl dönümüne rastlayan 1933 yılına kadar, başka ozanların şiirlerini çalıp söylemiş. Kendi deyişlerini söylemekten utanır, çekinirmiş. O yıllarda sairlerimizden rahmetli Ahmet Kutsi Tecer tanımış Veysel’i. Onun ışık tutuculuğuyla Veysel’in şiirleri aydınlığa kavuşmuş. Veysel; şairliğinin gelişmesinde Tecer’in büyük yardımlarını gördüğünü söylerdi her zaman. Veysel’in gün ışığına çıkan ilk şiiri Gazi Mustafa Kemal Pasa için söylediği: “Türkiye’nin ihyası Hazreti Gazi” mısrasıyla başlayan şiirdir. Bundan sonra bütün yazdıklarını calip söyler olmuştu. 1933 yılına kadar, köyünden dışarı hemen hemen hiç çıkmadığı halde; bundan sonra bütün yurdu dolaşmış, yurdunun çeşitli şehirleriyle kasabalarını, köylerini yakından tanımıştır. Halk ozanlarından en çok Karacaoglan’i, Yunus’u, Emrah’i, Dertli’yi severdi. Çağımızın ozanlarından Ahmet Kutsi Tecer’in ayrı bir yeri vardı Veysel’de. Onun aracılığıyla Koy Enstitülerinde bir sure saz öğretmenliği de yapmıştı Veysel. Sırasıyla Arifiye, Hasanoğlan, Cifteler, Kastamonu, Yildizeli, Akpınar Koy Enstitülerinde bulunmuştu. 1952 yılında İstanbul’da büyük bir jübilesi yapılan Aşık Veysel’e 1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, “Anadilimize ve Milli Birliğimize yaptığı hizmetlerden dolayı” özel bir kanunla vatani hizmet tertibinden aylık bağlamıştı. 

 

yenileneblir enerji kaynakları

Yenilenebilir enerji

Yenilenebilir enerji (kaynakları), sürekli devam eden doğal proseslerdeki varolan enerji akışından elde edilen enerjidir. Bu kaynaklar güneş ışığı, rüzgar, akan su (Hidrogüç), biyolojik prosesler ve jeotermal olarak sıralanabilir.

En genel olarak, yenilenebilir enerji kaynağı ; enerji kaynağından alınan enerjiye eşit oranda veya kaynağın tükenme hızından daha çabuk bir şekilde kendini yenileyebilmesi ile tanımlanır. Örneğin, güneşten elde edilen enerji ile çalışan bir teknoloji bu enerjiyi tüketir, fakat tüketilen enerji toplam güneş enerjisinin yanında çok küçük kalır. En genel yenilenebilir enerji formu , güneşten gelendir. Bazı formlar güneş enerjisini ve rüzgar gücünü depolar .

Yenilenebilir enerjinin tesisler, hayvanlar ve insanlar tarafından kalıcı olarak tüketilmesi mümkün değildir. Fosil yakıtlar, çok uzun bir zaman skalası göz önüne alındığında teorik olarak yenilenebilir iken, istismar edilerek kullanılması sonucu yakın gelecekte tamamen tükenme tehlikesi ile karşı karşıyadır.

Modern yenilenebilir enerji kaynakları

  • Rüzgar enerjisi
  • Su gücü (Hidrogüç)

·   Güneş enerjisi

o  Jeotermal enerji

·   Biyokütle

·   Biyoyakıtlar

  •  
    • Sıvı biyoyakıtlar
    • Katı Biyokütle
    • Biyo gaz

·   Küçük ölçekli enerji kaynakları

  •  
    • Piezoelektrik
    • Termoelektrik
    • Elektromanyetik radyasyon elektrik yenilenebilen enerji kaynaklarına örnektir.

Kullanımı

        Yenilenebilir enerji kaynakları direkt olarak kullanılılabilir veya enerjinin başka bir formuna dönüştürülebilir. Direkt kullanım örnekleri, güneş enerjisi ile çalışan aletler, jeotermal ısıtma ve su veya rüzgar değirmenleridir. Endirekt kullanıma örnek olarak ise, elektrik üretiminde kullanılan rüzgar türbinleri veya foto voltaj pilleri verilebilir.

          Yenilenebilir enerji, ücretsiz enerji olarak da kategorize edilebilirse de, çoğu yenilenebilir enerji kaynağına normalde ücretsiz enerji denemez. Mühendislikte, ücretsiz enerji ile kastedilen direkt olarak doğadan elde edilebilen bir enerji ve insanlar tarafından tüketilmesi mümkün olmayan enerjidir.

 

Gelişimi ve çevreye olan etkileri

Yenilenebilir enerjinin gelişimi, yenilenebilir enerji kaynaklarının insanlar tarafından kullanımı ile ilgilidir. Yenilenebilir enerjinin gelişimine olan ilgi, fosil yakıtların çevreye verdiği atık gazlar ve fosil yakıtlar ve nükleer enerjinin kullanımının riskleri ile doğrudan ilişkilidir.

2002 yılı kasım ayı Enerji Ajansı verilerine göre tüm dünyada kullanılan yenilenebilir enerji kaynaklarının, toplam enerji kaynakları içindeki payı  % 13.8 'dir. Bu payın dağılımı ise % 80 yanabilir ve yenilenebilir atıklar , % 16.5 hidro enerji, % 0.5 diğerleri (rüzgar, jeotermal, güneş, dalga, gel-git olayları vs.) olarak verilmiştir.

Rumeli Hisarı

Rumeli Hisarı

Vikipedi, özgür ansiklopedi

(Rumelihisarı sayfasından yönlendirildi)

Git ve: kullan, ara

Rumeli Hisarı

Rumeli Hisarı İstanbul'un Sarıyer ilçesinde Boğaziçi'nde bulunduğu semte adını veren hisar. Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul'un fethinden önce boğazın kuzeyinden gelebilecek saldırıları engellemek için Anadolu yakasındaki Anadolu Hisarı'nın tam karşısına inşa ettirilmiştir. Burası boğazın en dar noktasıdır.Mekanda uzun yıllardır Rumeli Hisarı Konserleri düzenlenmektedir.

Rumeli Hisarı

İstanbul Sarıyer'de bulunan Rumeli Hisarı, 30 dönümlük bir alanı kapsamaktadır. Anadolu Hisarı'nın karşısında İstanbul Boğazı'nın 600 metrelik en dar ve akıntılı kısmında, uzaktan bakıldığı zaman eski harflerle Muhammed biçiminde okunacak şekilde inşa edilmiş bir hisardır. 90 gün gibi kısa bir sürede tamamlanan hisarın üç büyük kulesi, dünyanın en büyük kale burçlarına sahiptir.

Rumelihisarı'nın adı Fatih vakfiyelerinde Külle-i Cedide; Neşri tarihinde Yenice Hisar; Kemal paşazade, Aşık paşazade ve Nişancı tarihlerinde Boğazkesen Hisarı olarak geçmektedir.Deniz güvenliğini sağlamak için en dar noktadadır.

 

 

Yapımı

 

Rumeli Hisarı'nda gece

Hisarın inşaasına 15 Nisan 1452'de başlanmıştır. İş bölümü yapılarak her bölümün inşaası bir paşanın denetimine verilmiş, deniz tarafına düşen bölümün inşaasını da Fatih Sultan Mehmet bizzat kendisi üstlenmiştir. Denizden bakıldığında sağ taraftaki kulenin yapımına Saruca Paşa, sol taraftakinin yapımına Zağanos Paşa, kıyıdaki kulenin yapımına da Halil Paşa nezaret etmiştir. Buralardaki kuleler de bu paşaların adlarını taşımaktadırlar. Hisarın inşası 31 Ağustos 1452'de tamamlanmıştır.

Hisarın yapımda kullanılan keresteler İznik ve Karadeniz Ereğlisi'nden, taşlar ve kireç Anadolu'nun değişik yerlerinden ve spoliler (devşirme parça taş) çevredeki harap Bizans yapılarından temin edilmiştir. Mimar E. H. Ayverdi'ye göre hisarın yapımında yaklaşık olarak 300 usta, 700-800 işçi, 200 arabacı, kayıkçı, nakliyeci ve diğer tayfa çalışmıştır. 60,000 metrekare alanı kapsayan eserin kargir hacmi yaklaşık 57,700 metreküptür.

Rumelihisarı'nın Saruca Paşa, Halil Paşa ve Zağanos Paşa adlarında üç büyük ve Küçük Zağanos Paşa ile 13 adet irili ufaklı burcu bulunmaktadır. Zemin katları ile birlikte Saruca Paşa ve Halil Paşa kuleleri 9 katlı, Zağanos Paşa Kulesi ise 8 katlıdır. Saruca Paşa Kulesi'nin çapı 23,30 metre, duvar kalınlığı 7 metre, yüksekliği ise 28 metredir. Zağanos Paşa Kulesi'nin çapı 26,70 metre, duvar kalınlığı 5,70 metre, yüksekliği ise 21 metredir. Halil Paşa Kulesi'nin çapı 23,30 metre, duvar kalınlığı 6,5 metre ve yüksekliği de 22 metredir.

Hisarın büyük kuleleri birleştiren çevirme duvarlarının kuzeyden güneye uzunluğu 250 metre, doğudan batıya uzunluğu ise 125 metredir. Dağ Kapısı, Dizdar Kapısı, Hisarpeçe Kapısı ve Sel Kapısı olmak üzere 4 ana ve Mezarlık Kapısı adlı bir tali kapısı vardır. Güneye bakan kulenin yakınında, cephane ve erzak mahzenlerine giden yolların ucunda, 2 gizli kapısı da bulunmaktadır. Biri tıkalı iki su mecrası, ikisi kaybolmuş üç çeşmesi vardır. Camiden günümüze yalnızca yıkık minaresi kalmıştır.

Onarım [değiştir]

 

Boğazın görünümü

Rumeli Hisarı, 1509 Büyük İstanbul Depreminde büyük zarar görmüş ancak hemen onarılmıştır. 1746 yılında çıkan yangında ahşap kısmı harap olmuştur. Hisar tekrar III. Selim (1789-1807) döneminde onarılmıştır. Hisarın kulelerini örten ahşap külahlar yıkılınca, kale içi küçük ahşap evlerle dolmuştur. 1953 yılında cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın talimatı ile üç Türk bayan mimar Cahide Tamer, Selma Emler ve Mualla Anhegger-Eyüboğlu hisarın onarımı için gerekli çalışmaları başlatmış, kale içindeki ahşap evler kamulaştırılarak yıkılmış ve restorasyon gerçekleştirilmiştir.

Bugünkü Durumu [değiştir]

 

Rumeli Hisarı'nda gece

Rumeli Hisarı bugün müze ve açık hava tiyatrosu olarak kullanılmaktadır. Hisarda açık teşhir yapılmakta, sergi salonu bulunmamaktadır. Toplar, gülleler ve Haliç'i kapattığı söylenen zincirin bir parçasından oluşan eserler, bahçede sergilenmektedir.

Rumeli Hisarı ayrıca İstanbul'un Sarıyer ilçesine bağlı bir semttir. Her yılın yaz döneminde konserlerin başladığı mekan olarak da bilinir. Ayrıca çok sayıda balık restoranı mevcuttur.

 

TÜRKÇE P.Ö.

VarsayılanToplumsal Dayanışmanın Bizler ve Ülkemiz için Önemi (Türkçe Dersi)




Ders:Türkçe
Tema:Birey ve Toplum
Konu:Toplumsal dayanışmanın bizler ve ülkemiz için önemini

Toplumsal Dayanışma

Toplumsal dayanışma toplumun kurum ve kuruluşlarıyla ortak değerlerde birleşmesi ve birlikte hareket etmesidir. Yaşamımızda toplumsal dayanışmanın çok önemli bir yeri olduğunu artık anlamamız gerekmektedir. Çünkü iyi yaşamamıza yardımcı olacak hareketlerden birisi dayanışmadır.

İyi bir başarı için çevre faktörlerimizi de iyileştirmek zorundayız. Çünkü insan sosyal bir varlıktır. Çevresindeki tüm olaylardan direk veya dolaylı etkilenir. Bu etkileşme insana zarar verdiği gibi zirveye çıkmasına da yardımcı olur. Dayanışmalar sayesinde toplumlar ve ülkeler kalkınır.

Kendi başarısızlığımız eğer bir toplum içinde olumsuz etki yapıyorsa oturup, düşünüp nerede neden hata yaptığımız irdelememiz gerekmektedir. Kısacası, birbirimizin gözünü oyacağımıza, pozitif dayanışma içerisinde olsak, hem kendimiz hem çevremiz hem de ülkemiz bundan faydalanacaktır.

Bireylerin beraber hareket etmeleri elbette ülkemiz için çok faydalı olur, buna en güzel örnek Kurtuluş Savaşıdır. Birlik ve beraberlik içinde olan toplum kendi kendini yönetir, dışarıdan müdehalelere izin vermez. Karşılaşılan sorunlar daha çabuk çözülür ve gelişmek için gerekli şartlar kolayca aşılır.

Kısaca Ülkemizin dünya ülkeleri arasında önemli bir yere gelmesi için, toplum olarak bir dayanışma (fikir birliği) içinde olmalıyız.

Milli birlik ve beraberlik anlayışı Atatürk ilkelerinin ve Atatürk milliyetçiliğinin ana öğesidir. Milletlerin doğuşunu, yaşamasını ve ilerlemesini sağlayan en önemli unsurdur. Atatürk ilkelerine göre, millet aynı ideale bağlı insanların oluşturduğu bir birliktir, milleti millet yapan, bu milletin mensuplarının birlik, beraberlik ve dayanışma içinde olmalarıdır. Kişisel başarılar da ancak milli ve manevi ittifak ile kuvvet bulur. Atatürk'ün de çeşitli sözlerinde görüldüğü üzere, birlik ve beraberlik içinde hareket etmeyen, karşılıklı sevgi, saygı ve dayanışma içinde olmayan toplu Amaların hiçbir zaman çağdaş ve dünya ulusları içinde yer alamayacağı ve bir millet olarak var olamayacağı kesindir. Bu nedenle de milli birlik ve beraberlik, tüm Türk Milleti tarafından özenle korunması gereken bir ilkedir.

Atatürk de bu hususa önemle dikkat çekmiştir. Atatürk, Milli Mücadele'yi ilk başlattığı andan itibaren, başarının ancak milli birlik ve beraberliğin tesis edilmesi ile sağlanabileceğini bilmekteydi. Zaferin kazanılmasından sonra da, bu tarihi başarının milli birlik ve dayanışma ile elde edildiğini defalarca gündeme getirmişti. Atatürk, Türk Milleti'nin milli birlik içinde hareket ettiği zaman aşamayacağı hiçbir zorluk olmadığını çok iyi biliyordu.

Bu nedenledir ki Atatürk, Türk Milleti bir bütün haline gelmeden Kurtuluş Savaşı'nı başlatmamış, bölücü akımları ve ayaklanmaları bastırdıktan sonra ana hedefe yönelmiştir. Sivas Kongresi ise, bağımsızlık kararının alındığı Erzurum Kongresi'nden sonra, milli birlik ve beraberliğin köklerinin güçlendiği yer olmuş ve bütün yurttan temsilcilerin katılmasıyla yapılan kongrede ulusal bütünlük ön plana çıkmıştır. Milli birlik ve beraberlik duygusundan kaynaklanan milli şuur, o zorlu dönemde olduğu gibi günümüzde de Türk vatanının bölünmez bütünlüğünün teminatıdır.

Türk Milleti, Kurtuluş Savaşı boyunca milli birlik ve beraberliğin, tarihteki en güzel, en şerefli örneklerinden birini sergilemiştir. Bu hareket Türk Milleti'nin esarete karşı istiklalini korumak yolunda bir tepkinin, isyanın ve milli bilinçlenmenin bir örneğidir. Gücü yeten tüm vatan evlatları cephede bağımsızlık için çarpışırken, cephe gerisinde de milletimiz tüm imkanlarını seferber etmiştir. Örneğin, Sakarya Meydan Muharebesi öncesinde yayınlanan kararnamenin emrine uyarak her Türk ailesi birer çamaşır, birer çift çorap ve çarık hazırlayıp ordusuna giydirmiş, milletçe ellerindeki yün, tiftik, bez, kumaş, deri ne varsa silahlı güçlerin emrine vermiştir.

Unutmamak gerekir ki, yaşadığı hayat Atatürk'e, vatana ve millete karşı yöneltilen en büyük tehlikenin, milli birlik ve beraberliğimizi bozarak devletimizi yıkmak isteyenler olduğunu göstermiştir. Bu yüzden Atamız "Milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür" diyerek milli ülkünün önemini ifade etmiştir.

Atatürk yaşamı boyunca her bakımdan birleştirici bir insan olmuştur. Çeşitli görüşlere sahip insanları ortak bir amaç uğrunda birleştirmiştir. O'nun bu yeteneği Türk Milleti'nin birlik sevgisinden kaynaklanmaktadır. "Millet ve biz yok, birlik halinde millet var. Biz ve millet ayrı ayrı şeyler değiliz. Ve şunu kesin olarak söyleyeyim ki, bir millet, varlığı ve bağımsızlığı için herşeye girişir ve bu amaç uğruna her fedakarlığı yaparsa, başarılı olmaması mümkün değildir. Elbette başarır. Başaramazsa o millet ölmüş demektir" diyerek, milli birliği güçlü olan ulusların her zaman kuvvetli olacağını belirtmiştir:

Bir insan kendisini milletle beraber hissettiği zaman ne kadar kuvvetli olur bilir misiniz? Bunu tarif müşküldür. Eğer ben, izahata izhar-ı acz eylersem, beni mazur görünüz.

Büyük Önder milli dayanışmaya verdiği önemi şu satırlarda açıkça dile getirmektedir; "Türkiye Cumhuriyeti halkını; ayrı ayrı sınıflardan oluşmuş değil, fakat kişisel ve sosyal hayat içinde iş bölümü itibariyle çeşitli mesleklere ayrılmış bir toplum olarak görmek esas prensiplerimizdendir." Bu ifadeden de anlaşıldığı üzere amaç her zaman için toplumdaki bireyler arasında dayanışmayı sağlamak olmuştur. Atatürk'ün Türk Milleti ile ilgili olan şu görüşleri, Onun ne kadar birleştirici ve ırkçılıktan uzak olduğunun bir göstergesidir:

... Bugünkü Türk Milleti siyasi ve içtimai camiası içinde kendilerine Kürtlük fikri, Çerkezlik fikri ve hatta Lazlık fikri veya Boşnaklık fikri propaganda edilmek istenmiş vatandaş ve milletdaşlarımız vardır. Fakat mazinin istibdat devirleri mahsulü olan bu yanlış adlandırmalar, birkaç düşman aleti, gerici beyinsizden başaka hiçbir millet ferdi üzerinde kederlenmekten başka bir tesir doğurmamıştır. Çünkü bu millet fertleri de, tüm Türk toplumu gibi aynı ortak geçmişe, tarihe, ahlaka, hukuka sahip bulunuyorlar.

Bugün içimizde bulunan Hıristiyan, Musevi vatandaşlar, mukadderat ve talihlerini Türk Milleti'ne vicdani arzularıyla bağladıktan sonra kendilerine yan gözle, yabancı nazarıyla bakmak, medeni Türk Milleti'nin asil ahlakından beklenebilir mi?

Atamızın milli birlik ve beraberliğin önemini dile getirdiği bir diğer özdeyişi ise şöyledir:

Cenab-ı Hak birleşik ve birlikte çalışan, şerefini, namusunu koruyan milletleri mutlu eder. Biz de bundan önce olduğu gibi, bundan sonra da birleşik olarak ve birlikte çalışarak Allah'tan böyle bir saadeti haklı olarak bekleyebiliriz.

Yüzlerce yıldır birlikte yaşayarak, uğrunda birlikte ölerek vatan haline getirdiğimiz aziz yurdumuz ise, milletimizin her bireyi için canından daha değerlidir. "Türk Milleti, kendinin ve memleketinin yüksek menfaatlerinin aleyhine çalışmak isteyen bozguncu, vatansız ve milliyetsiz beyinlerin saçmalarındaki gizli ve kirli emelleri anlamayacak bir millet değildir" diyen Atatürk, Türk Milleti'nin vatanının bölünmez bütünlüğünü koruma hususundaki hassasiyet ve kararlılığını vurgulamıştır. Bir toplumu, yüz yüze geldiği engeller karşısında dirençli ve üstün kılan,  o toplumu oluşturan bireyler arasındaki milli dayanışma ve birlik ruhudur. Bu milli dayanışma ve birlik ruhunu hayata geçirmenin en önemli adımı ise, toplum içerisinde var olan her fikrin, her kesimden insanın hoşgörüyle birbirine saygı duymasıdır. Peki bugün ülkemizde bulunan terör tehdidine karşı manevi   bir kalkan sağlayacak olan hoşgörü ortamının ve birlik ruhunun tam gerektiği şekilde sağlanması ve devamlılığı için, halkımızdan siyasi  liderlere kadar herkese nasıl bir sorumluluk düşmektedir?

Bu sorumluluklar neden ivedilikle yerine getirilmelidir?

Bugün Türkiye, tarihinde birbirinden güçlü devletler kurmuş, Osmanlı İmparatorluğu gibi 600 yıldan fazla bir zaman boyunca adaletle hüküm sürmüş büyük bir devletin mirasçısı konumundadır. Anadolu'yu fetheden, Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar dünyanın en karışık ve en hassas bölgesini asırlar boyunca hakimiyeti altında tutan güç, Türk Milleti'nin özünde var olan ve Türklerin İslam'ı kabul etmesiyle birlikte asıl kimliğini bulan ahlak anlayışıdır. Dolayısıyla hoşgörü ve saygıya dayalı bu ahlak anlayışının Osmanlı’nın birleştirici ruhunu bölgeye taşıyacak tek güç olarak kabul edilen ülkemizde dün olduğu gibi bugün de yaşatılmasının önemi büyüktür.

     Büyük Önder Atatürk’ün Türkiye'ye kattığı birçok önemli unsurdan biri, demokrasi ruhudur. Bu ruha göre öncelikli olan, herkesin fikrini ve düşüncesini hür olarak yaşaması ve ifade edebilmesidir. Cumhuriyetimizin kurucusu olan Atatürk, kendi yetkisini Türk insanının daha demokrat, daha özgürlükçü olması için kullanmış, milletimizin birlik ve beraberliğini bu temeller üzerinde yürütmeye çalışmıştır. Türk insanının, her an dış güçlerin baskısında kalabileceğine en yakından şahit olan biri olarak, bu baskıya karşı direnci arttırmak için ülke içinde insanımızın birbirine anlayışlı, demokrat yaklaşımlı, farklılıkları ayrıştırıcı değil, birleştirici bir unsur olarak kullanan bir yapı geliştirmeye çalışmıştır. “Ne Mutlu Türk’üm Diyene!” sözünde en veciz şekilde canlanan bu birleştirici ruh, günümüzde ülkemizin en ihtiyaç duyduğu yaklaşımlardan biridir. Bugün, dün de olduğu gibi ülkemizin ihtiyacı olan şey, yeniden milletimizin büyük bir birlik ve beraberlik içinde olmasıdır. Çünkü bugün de, dün karşılaştığımız sorunlarla karşı karşıyayız. Bugün ülkemiz terör tehdidi altındadır. Eskisi gibi birlik, beraberlik ruhuna milletimizin ihtiyacı vardır.

     Ateist ideolojilerin toplumumuzda yaygınlaştırılmak istenmesi, insanımızın inanç, aile ve yaşam dokusunu zedeleyerek milli birliğimizi bozmak amacını taşımaktadır. Daha önce de bu ideolojilerle, sağ-sol kavgaları oluşturularak ülkemiz parçalanmak istemişti. Bu ayrıştırma, bölme taktikleri, bahsettiğimiz bu ideolojilerin toplumumuzda hakim yaşam anlayışı olmasını isteyen gayri milli unsurların gayreti olmuştur. Bu nedenle, toplum dokumuzu bozucu, birlik ve beraberliğimizi zedeleyici bu bilim dışı zararlı fikirlere karşı, özellikle bilimsel platformda fikir mücadelesi yürütenlere milletimizin destekçi olması, birlik ve dirlik açısından ayrı bir önem taşımaktadır.

     Türkiye’nin ilgi odağı olmasının sebep nedir? Ülkemiz, tarihi ve coğrafyası itibariyle çok zengin kültürlerin ve medeniyetlerin beşiği olmuştur. Çok çeşitli milletleri bünyesinde barındırmış olması itibariyle de, dünyada en ilgi odağı olan ülkelerden biridir. Dünyanın son imparatorluğu olarak, Avrupa, Asya, Afrika kıtalarında toprağı olmuş, buradaki milletlerle hem yönetim hem de insani ve kültürel anlamda yoğun ilişkileri olmuştur. Türkiye bugün de yüzyıllar boyunca bu üç kıtada medeniyetini yaşatmış müstesna bir imparatorluğun mirasçısı bir ülke olarak, özel bir ilgiyle karşı karşıya kalmaktadır. Hem tarihçilerin, hem araştırmacıların, hem de siyasilerin ülkemize yoğun ilgilerinin ön sıralarında gelen konu, Osmanlı’nın yüzyıllar boyunca farklı dinlerden ve kültürlerden onlarca milleti adalet ve hoşgörüyle nasıl yönettiği olmaktadır. Bu konu Batılı birçok tarihçi, akademisyen ve araştırmacı tarafından derinlemesine incelenmekte ve dünyanın önde gelen ülkelerinin yönetim anlayışına vizyon teşkil etmektedir.

     Osmanlı İmparatorluğu’nun adaletli Türk yöneticilerinin, İslam Medeniyeti’nin ahlakını ve ruhunu özümsemiş temsilciler olarak, insanlara ve kültürlere yaklaşımları adaletli, vicdanlı ve hoşgörülü idi. Bu yaklaşımlarından dolayı kendilerinden olmayanların da büyük sempatisini ve güvenini kazanmaktaydılar. Bu şekilde gelişen sıcak insani ilişkiler yoluyla Osmanlı topraklarında yüzyıllar boyunca barış, güven ve huzur ortamı vardı. Osmanlı bünyesinde yaşayan farklı din ve kültürden olan onlarca millete geniş ve özgür bir yaşam alanı sağlanmasının, onlarla iyi ve güvene dayalı ilişkiler geliştirilmiş olmasının en önemli göstergelerinden biri de, devlet bürokrasisinde gayrimüslimler dahil farklı milletten birçok kişiye paşalık ve önemli devlet görevi verilmesidir. Bu yaklaşım o zamanın batılı devletleri için bile görülmeyen, çok ileri bir medeniyetin tavrıydı. Bunun altında yatan en önemli sebeplerden biri, İslam Medeniyeti’nin getirdiği insan sevgisine dayalı, özgürlükçü, barışcıl, birleştirici ruhtur. Bu ruha şu anda bölgemizde ne kadar ihtiyaç olduğu açıktır.

     Türk toplumunun özünde ve demokrasi anlayışında, önde gelenlere, liderlere gösterilen bir bağlılık, güven anlayışı vardır. Osmanlı’dan beri toplumuzda yerleşik olan ve Büyük Önder Atatürk ile pekişen, güven duyulan liderlerin arkasında durma eğilimi, milletimizin güzel hasletlerinden biridir. Bu yaklaşım, ülkemizde toplumsal hareketlerin her zaman itidalli bir çerçevede gelişmesi başta olmak üzere, birçok toplumsal faydalar getirmiştir. Bu özelliğin toplumda faydaya dönüşmesine vesile olabilecek diğer yol da, tabii olarak liderlerin zihniyetinden ve kalbinden geçmektedir. Bu nedenle toplumumuzun genel anlayışının şekillenmesinde toplumsal öncü mahiyetinde olan kişilerin ortaya koyduğu yaklaşımlar büyük önem arz etmektedir.  Siyasetin doğasında olan görüş ve fikir farklılıkları, elbette ki demokratik hayatımızda süregelecek bir doğallık olacaktır. Ancak bu farklılıklar sonuçta aynı hedeflere ulaşmak için sürdürülen farklı yöntemlerdir. Her siyasi parti sonuçta ülkenin huzur ve refahını hedeflemektedir. İnsanımızın yaşam standardının artmasını, daha özgür, daha demokratik olmasını istemektedir. Ülkemizin daha güçlü, milletimizin daha ileri seviyede olmasını arzulamaktadır. Aksini isteyen zaten siyaset yapmıyordur, siyaseti kullanıyordur. Dolayısıyla aynı hedef için farklı yöntem, farklı yaklaşım göstermek, çeşitlilik olacaktır. Ancak bu yöntemler daha üst prensiplere tabi olmalıdır.

Sonuç olarak Türk insanının kutuplaşması; farklı düşünenlere karşı gerginlik oluşturmasına, bu kişileri kendinden ayrı görmesine, hatta varlığını arzu etmemesine kadar gidebilir. Bu da bir milleti ayakta tutacak olan birlik ve beraberlik ruhunu bozacağından, bu yaklaşım, hiçbir insanımıza, ülkemizde yaşayan hiçbir kesime fayda getirmez. Sadece dışarıdan ülkemizi her türlü bölme arzusunda olanların sinsi amaçlarına ulaşmalarını kolaylaştırır. Bu nedenle, toplumda kitlelere öncü olan kişilerin, özellikle de siyasi liderlerin gerginleştirici üslup kullanmaktan uzak durmaları, aksine ılımlı, uzlaşmacı bir kişilik sergilemeleri Türk Milletinin hayrına olacaktır. Türkiye’nin geçmişinde de benzer şekilde gerginliğin tırmandığı dönemlerde hep bir üzüntü yaşanmıştır. İstenmeyen ve sonradan anılması hoş olmayan toplumsal olaylar meydana gelmiştir. Bunları milletini, ülkesini seven bir kimsenin istemeyeceği muhakkaktır. Ülkemizin tarihine bakmanın bu yönden de faydası vardır. Çünkü geçmiş tecrübelerimizi günümüze yansıtmak, bizim gibi tarih bilinci ve millet şuuru olan büyük ülkelerin hayati bir vizyonudur.

 

ATATÜRK

ATATÜRK

 

Ufuklardaydı hep keskin bakışlar
Bakan değil gören gözdü Atatürk
Düz oldu önünde çetin yokuşlar
Dünyayı genç yaşta çözdü Atatürk

Okullar okudu erdi kemâle
Sönmedi gönlünde yanan meşale
Sarsılmaz irade yıkılmaz kale
Kağıda sığmayan sözdü Atatürk

Düşman plan kurdu niyet açıktı
Planı düşmanın başına yıktı
On dokuz mayısta Samsuna çıktı
Oynanan oyunu bozdu Atatürk

Ne olursa olsun insan her yaşta
Vatan aşkı gelir dedi en başta
Çanakkale’deki kutlu savaşta
Ölümsüz bir destan yazdı Atatürk

Masmavi gözleri aydın bakardı
Fikirleri bütün dünyayı sardı
Engin hoşgörüsü şefkati vardı
Düşmanın bağrında közdü Atatürk

Nice engel varsa aşalım diye
Milletçe şahlanıp coşalım diye
Uygarlık yolunda koşalım diye
Peş peşe devrimler dizdi Atatürk

İbrahim der her şey kalmadı dünde
Aynı tehlikeler mevcut bugün de
Yüce milletimin aziz gönlünde
Artık silinmez bir izdi Atatürk
 

İbrahim Yavuz

 

10 KASIM ŞİİRİ

10 KASIM

Atatürk’üm biliyorum bugün 10 Kasım.
Senin ölüm yıl dönümün.
Ama sen gidince seni bu vatan arar oldu,
Bu genç yüreğim seninle doldu.

Sen merak etme Atam.
Senden aldığımız örneklerle olduk adam,
Atam seninle var olduk,
Senin ilkelerinle yoğrulduk.

Sıra biz gençlerde yolundayız,
Sözlerinle ilkelerinle doğru yoldayız,
Seni canım kadar vatanım kadar,
Çok seviyorum Atam,dünyalar kadar…

 

19 MAYIS ŞİRLERİ

19 MAYIS   


Gençlik şölenimiz var,
Yurdumun dört bucağında.
Meşaleler yanıyor,bandırma vapurunda.
Güneş doğuyor,o güzelim Samsun'un ocağında...

Denizler artık dar geliyor,
Zalim düşmanların yaptıkları,ar geliyor.
Bakın; bakın enginlere,
Mustafa Kemal'imiz geliyor...

Yeşeriyor artık umutlarımız,
Şenleniyor artık otağımız evimiz.
Bakın; bakın,enginlere...
Mustafa Kemal'imiz geliyor

19 MAYIS


Yol aldın hırçın Karadeniz'de
Umuda ve geleceğe doğru
İnandı sana Türk milleti
Ve uyandı derin uykusundan
İşte bak! geliyor ardından

Başlattığın bir savaştı
Esaretten özgürlüğe,
Karanlıktan aydınlığa ve...

Bir sözün yetti,
İnançla doldu yürekler
Adımlar uygun adım
Yürüyüş başladı Samsun'dan

19 Mayıslar kutlanıyor, kutlanacak
Atam, bu yürüyüş hiç durmayacak


19 MAYIS


Bir gemi açıldı Bandırma
�dan Anadolu�ya,
Bir haber salındı Samsun�a, Bolu'ya,
Afyon�a, Sakarya�ya, bozkır içinde Kulu�ya,
Bağımsızlık meşalesi tutuşturuldu 19 Mayıs�da.

Sömürüye, gericiliğe dur denildi,
Topraklarımıza g
öz koyanlar bir bir yenildi,
Demreler, Çanakkaleler, nice şehit erler anıldı,
Mustafa Kemal Samsuna çıktı 19. Mayıs�da.

Savaştan bezmiş millet yine haykırdı çoştu,
Mehmetiyle birlikte ana, bacı cepheye koştu,
Zalim düşman meydanlarda yenildi şaştı,
Türk milleti tarihe haykırdı 19 Mayıs�da.

Doğudan batıya birer ağ örüldü,
Sana yapılan haksızlık, zulüm görüldü,
Bunca kahpeye bir bir hesap soruldu,
Kurtuluş savaşına adım atıldı 19. Mayıs�da.

Mustafa Kemal gerçek yolu çizdi
Türkiye�nin yarınların
ı bir bir sezdi
Tarih onu altın harflerle yazdı
Açılan yaralara su serpildi 19 Mayıs�da

Bağrı yanık yağız yüzlü erler,
Özgürlük uğruna koyuyordu serler,
Buna cihanda görülmemiş olay derler,
Türk yeniden şahlanmıştı 19 Mayıs�da.

Porsuk�ta, Sakarya�
da su kanlı aktı,
9 Eylül, İzmir�de düşmanı denize döktü,
Türk genci senin eşin, emsalin yoktu,
Yıktın engeli, aştın dağları 19. Mayıs�da.

Bir devir battı, bir güneş doğdu,
Tüm milleti neşe, sevinç boğdu,
Haksızı haklı yine kovdu,
Biz barışı kurduk
19. Mayıs�da

Atam; emaneti senden aldı Türk genci,
Kendin eşsizsin, her sözün inci,
Tüm dünyaya sen verdin bu bilinci,
Cehalete karşı and içtik 19 Mayıs�da.

Kemalist Türkiye�yi kurduk Anadolu�da,
Atatürkçülük�tü uygarlığa giden yoluda,
Bizim için
yalandı, sağıda, soluda,
Biz yeniden uyandık 19 Mayıs�da.

Ey Türk genci! bu gün senin günün,
Sen yaptığın işle hep öğün,
Türk evladısın yoktur senin sonun,
Sonsuzluğa el uzattın 19 Mayıs�da.


19 MAYIS

Coşuyor Karadeniz,
Çarpıyor yüreğimiz,
Açıldı Türk'ün önü,
Bekliyor Ata'yı
19 Mayıs günü.

Ata'm Samsun'a çıktı,
Yumruklarını sıktı,
Kurtuluşa hız oldu.
Savaştı içte, dışta,
Dünyaya yıldız oldu.

Ali ERTAN

19 Mayıs'da Samsun

Bu gün ne güzel Samsun
Güneş daha aydınlık
Genç, ihtiyar, kadın, kız,
Ulusca Samsun'daydık

Bin dokuz yüz on dokuz
19 Mayıs bu gün
Atatürk'ün Samsun'a
Ayak basmıştı bu gün

Kurtuluş Savaşı'nı
Atam bu gün başlattı
Bandırma vapuruysa
Şanlı bir gürev yaptı

Karadeniz Türklerle

 

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı

19 Mayıs 1919 Müjdeli gün,
Türk çocuğu unutma,ne oldu dün.
Türk'ün uyanıp şahlandıgı o gün,
Özgürce yaşamanı sağladı bugün.

Türk'ün Bayrağı karalar bağlamış,
Gitmeden esaret dalgalanmam diyor.
İstanbul Fatihi Mehmet Han ağlamış,
Mezarında Ruh'u yatmam diyor.

Fransızlar Adana benim diyor,
Doganbey Vatan için can veriyor.
Urfa,Maraş ve Antep'te İngilizler,
Namus ve şerefime göz dikiyor.

Yunan Ordusu çıkmış İzmir'ime,
Hançerini saplamak ister Yüreğime.
Antalya ve Konya'da İtalyanlar,
El uzatmış Ay-Yıldızlı Bayrağıma.

Samsun'da İngiliz cirit atıyor,
Ermeni-Rum Türk'ü satıyor.
Irak ve Filistin'i İngiliz almış,
Suriye -Lübnan Fransız'a kalmış.

İngiliz Bayragı Yürekleri dağlıyor,
Evliyalar şehri İstanbul ağlıyor.
Eyüp Sultan'da toplanmış Şehitler,
Başta Gençosman ferman dinliyor.

Ermeni-Rum Çeteleri silahlanmış,
Anne karnında bebeleri Süngülüyor.
İngiliz - Fransız destekli Sülükler,
Türk'ün Kan'ını içerek besleniyor.

Şahin bey Antep'ten seslenir,
Yakışmaz Türk'e Esaret Ar gelir.
Adana'dan Sinan Paşa cevap verir,
Esir yaşamaktansa ölüm hoş gelir.

19 Mayıs 1919 Kutlu sabahında,
Mustafa Kemal'im Bandırma Vapurunda.
Özgürlük Meşalesi tutuştu Samsun'da,
Yayıldı dalga dalga Anadolumda.

Mustafa Kemal'im Bayrak olup,
Esti Samsun'dan Yurdum üzerine.
Zulmün kahredici Güneşi olup,
Doğdu Emperyalist güçlerin üzerine.

Savunmasız Yurdum işgal selinde,
Esaret ölümdür gönül telinde,
Kefen teninde,Şehitlik dilinde,
Toplandı Milletim Ata'nın emrinde.

Ondokuz Mayıs Gençlik Bayramı,
Gençler Sporla kutlar Bayramı,
Atatürk'ün gençliğe büyük armağanı,
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı.

Zulmün sonu,Özgürlüğün başı,
Cumhuriyet yolunun ilk yapı taşı,
Türk'ün kurtuluş umudunun gözyaşı,
Ezilmişliğe başkaldırının sembolü bugün.

 

19 MAYIS TÜRKÜSÜ

On dokuz Mayıs,
En yüce bayram.
Bize armağan,
Bıraktı Ata'm.

Sağız vatanca,
Kafamız zinde,
Tek bir kitleyiz,
Ata izinde.

Ata'yı sevmek,
Kutsal ülkümüz,
O'na benzemek,
Coşkun türkümüz.

Ata her yerde,
Yol gösteriyor,
Koşun güzele,
Bilime diyor.

Samsun'a O'nun,
Çıktığı bugün.
Vatanda düğün,
Çocuğum övün!

              Halim YAĞCIOĞLU

19 MAYIS

Samsun'da o gün doğdu
Türk'ün eşsiz güneşi,
Arasalar bulunmaz
Dünyada onun eşi.

Bütün yurt inliyordu,
Vatan gidiyor diye.
O sanki Türk yurduna
Gökten geldi hediye.

Samsun, Sivas demedi
Bütün yurdu dolaştı,
Türk'ün bu öz evlâdı
Vatanla kucaklaştı.

Bin dokuz yüz on dokuz
Türk'ün temel taşıdır.
Ardından gelen savaş
İstiklâl Savaşı'dır.

Temiz Türk gençliğine
Armağan olsun diye
Bu büyük ve şanlı gün
Bırakıldı hediye.

              Ramazan Gökalp ARKIN

 

19 MAYIS'TA DÜŞÜNCELER

Sen, geceyi gündüze katan
Kaputa sarınıp karda yatan
Sen, müstesna ölümsüz kahraman
Çanakkale'nin çelik kalesi
Sen, düşmandan kaçılmaz, diyen
Bir avuç, cephanesiz, keşif koluyla
Dağ gibi zırhların karşısında duran
Duru durup, Dumlupınar'da
Turnayı gözünden vuran
Çarıksız, tüfeksiz, ekmeksiz
Kağnıyla, Ayşeyle, Fatmayla
Ordulara Akdeniz'i gösteren
Senin yolundayız bugün de...
Yorulmaz Usanmayız
Yenilmeyiz, dönmeyiz
Senden aldık ışığımızı,
Gökte bile kalmasa bir kıvılcım
Yine sönmeyiz.
Gözlerin güneş bize,
Sözlerin ateş bize,
Bir kavuşturdun sevdiğimize,
Hürriyet, vatana.
Bugün 19 MAYIS
Senin yolundayız.
Dönmeyiz bir adım sağa, sola,
Dönmeyiz bir adım geri.
Hep aynı heyecanla görüyoruz seni
At üstünde,
Parmağın ufukta
"-Ordular, Hedefiniz Akdeniz'dir, İleri!"
Hep böyle görüyoruz seni,
Hep aynı heyecanı taşıyoruz,
Hep aynı heyecanla
9 Eylül'de İzmir'e girer gibi
Yaşıyoruz.
Hep dev gibiyiz
Hep aslan gibi,
Şimdi hep senin gibiyiz.
Kimse yan bakamıyor artık bize,
Hattı müdafaa yok,
Sathı müdafaa var.
Edirne'den Kars'a,
İzmir'den Rize'ye kadar
Akdeniz'den Karadeniz'e,
Yalın kılıç,
Kükremiş,
Bekliyoruz.
Bugün elle tutuyor, gözle görüyoruz
"^Yurtta sulh, cihanda sulh" dediğini.
Dumlupınar'da yatıyor şehitler,
Her gün gidip geliyoruz
Senden onlara mekik dokuyoruz.
Silah çatıyor, süngü takıyoruz...
19 Mayıs'ta Samsun'a çıktığın gibi heyecanla
Her yıl okuldan çıkıyoruz.
Biz de sen olduk şimdi
Her köyde, her okulda, her fabrikada
Cumhuriyeti emanet ettiğin
GENÇLİK VAR!...

Gönderen: Uğur YİYİT
Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası İ.Ö.O. Ankara

RENKLERDE 19 MAYIS

Ak 19 Mayıs ak
Mustafa Kemal Samsun'a çıkacak.
Al 19 Mayıs al
Sivas'ta Mustafa Kemal...
Yeşil 19 Mayıs yeşil
Çimenlerde çocuklar oynaşır.

Mavi 19 Mayıs mavi
Ordular hedefimiz uygarlık, ileri.
Mor 19 Mayıs mor
Sonrasını anlatmak zor.

Sarı 19 Mayıs sarı
10 Kasım'da bayraklar yarı.
Ak 19 Mayıs ak
Atatürk vatan, Atatürk bayrak.

Pembe 19 Mayıs pembe,
Atatürk aklım sende.

Gönderen: Uğur YİYİT
Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası İ.Ö.O. Ankara

O GELİYOR

Yıl 1919
Mayıs'ın on dokuzu.
Kızaran ufuklardan kaldırıyor başını
Yeryüzüne can veren,
Cana heyecan veren
Al yüzlü Oğan güneş.
Takanın burnu nasıl Karadeniz'i yırtar ?
Siz de bir an öyle yırtınız uykunuzu.
Uyanın Samsunlular!
Kurutacak gözlerde umutsuzluk yaşını
Al yüzlü Oğan güneş.
Bugün Çaltıburnu'ndan gülerek doğan güneş.

Yıl 1919
Mayıs'ın on dokuzu.
Uyanın Samsunlular.
Uyumak ölüme eş.
Diriltir ruhunuzu,
Ufukta bir gemi var.
Fakat bu gemi niçin böyle yavaş geliyor ?
Fakat yolu mu az, yoksa yükü mü ağır ?
Bu gemi umut yüklü, insan yüklü, hız yüklü !
İçinde bu vatanın derdiyle yanan bağır.
Kurulacak yarını düşünen baş geliyor.
Bir baş ki, gökler bir küme yıldız yüklü.
Bu gemi onun için böyle yavaş geliyor.

Yıl 1919
Mayıs'ın on dokuzu.
Ufukta duran gitgide yaklaşıyor.
Sanki harlı bir ateş
Yakıyor ruhumuzu.
Beklemek üzüntüsü her gönülde taşıyor.
Üzülmemek elde mi ?
Hız yüklü, iman yüklü, umut yüklü bu gemi.

O umut yayıldıkça ruhlara sıcak sıcak,
O hız, doldukça bütün damarlara kan gibi,
Gizli inleyen her yürek canlanacak.
Ateşler püskürecek uyuyan volkan gibi.
Gittikçe büyükleşen
Gölgene dikilmekten karardı gözlerimiz.
Koş, atıl gemi, sana engel olmasın deniz.
Ak saçlı dalgaları birer birer kes de gel !
Kuşlar gibi uç da gel, rüzgar gibi es de gel !

                                  Celal Sahir EROZAN

BU GELEN BANDIRMA VAPURU

Tekmil Anadolu ayakta,
Bu gelen Bandırma vapuru.
Mustafa Kemâl'in bakışı
Göklerden duru.
Boz kalpağın hele bir çıkarsın Mustafa Kemâl
Altın saçları pırıl pırıl uçuşur rüzgarda.
Mustafa Kemâl'in elbisesi
Rütbesiz, nişansız...
Ve avuçlarında
Kaderi yazılmış Türkiye'nin.
Karadeniz sereserpe uzanmış önünde
Bandırma vapuru yavaş yavaş yol alır,
Gazi Anadolu divan kurmuş bekleşir
Mustafa Kemâl geliyor.
Vapur yaklaşır, yaklaşır;
Secde eder dağlar taşlar.
Selam verir Gazi Anadolu'm;
Bandırma vapurunun içinde.
Güneşten süt emmiş
Bir sarışın kahraman var.
Mustafa Kemâl, ölümsüz kahraman,
Sen Samsun'a ayak bastığın an,
Al bir bayrak gibi açılıp rüzgarınla,
Dalgalandı vatan.

                     Özker YAŞIN

ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞI'NDA

Bir gemi yanaştı Samsun'a sabaha karşı
Selam durdu kayığı, çaparası, takası,
Selam durdu tayfası.

Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman
Duman değildi bu
Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

Samsun limanına bu gemiden atılan
Demir değil
Sarılan anayurda
Kemâl Paşa'nın kollarıydı.

Selam vererek Anadolu çocuklarına
Çıkarken yüce komutan
Karadeniz'in hâlini görmeliydi.

Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar
Kalktı takalar,
İzin verseydi Kemâl Paşa
Ardından gürleyip giderlerdi
Erzurum'a kadar.

                    Cahit KÜLEBİ

19 MAYIS GENÇLİK MARŞI

Bir şerefli milletin şanlı çocuklarıyız.
Kalplerimiz, nabzımız, vatan diyerek atar.
Ayrılmadan yürürüz, aynı yolda erkek, kız.
Ruhumuzda ateş var, göğsümüzde iman var...

Vücudumuz yay gibi, bacaklarımız çevik,
Kalplerde cumhuriyet, başımızdadır bayrak,
Bir emanet taşırız, Ata'mıza söz verdik.
Kuvvetimizi, gücümüzü, kanımızdadır kaynak...

Bilgi ile sporu, yürütürüz atbaşı,
Çalışkanlık, çeviklik atalardan mirastır.
Türk olmanın amacı kazanmaktır savaşı...
Bize ülkü yaraşır, bize hamle yaraşır.

19 Mayıs bizim en kutsal bayramımız.
Tarihlerde var mıdır, böyle bir günün eşi ?
Bu pınardan içiyor, alıyoruz kuvvet, hız,
Bu ocaktan yakıyor bütün gençlik ateşi...

                                     İ. Hakkı TALAS

ŞU SONSUZ KOŞU

Samsun'a ayak basmış Kahraman bugün,
Çayır, çimen yeşermiş zafer yolunda
Davul zurna sesinde şahlanır düğün,
Gönlüm coşup öter bir bahar dalında.

Ata'nın rüyasına gelincikler sun,
Emek bahçelerinin güzel gülünü...
Biz sonsuz bir sabahtayız... O uyusun,
Sevincimiz coşturur O'nun gönlünü.

Nasıl çıkmış bir sabah Samsun'dan yola,
Dağlardan dağlara o zafer türküsü,
Şahlanıp bayrak çekmiş her eski kola,
Taze bir bahar açmış yurdun gözünü.

Al bayrağın Ankara Kalesi'nde hür,
Dalgalanmakta altın bir çağa doğru,
Yeni kahramanlar kol kol, boy boy yürür,
Şu karlı dağlardaki bayrağa doğru.

On dokuz Mayıs'ın hür başına çelenk,
Kiraz mevsimi, gençlik ay'ı, gül ay'ı,
Bir bahar bahçesinde gönüller renk renk,
Şu sonsuz koşuya bak, sarmış yaylayı.

                                Ceyhun Atuf KANSU

19 MAYIS

19 Mayıs günü,
Yaşıyor kalbimizde,
Atatürk güneş gibi,
Her zaman içimizde.

Tembellik yasak bize,
Parolamız ileri,
Dünyaya örnek olsun,
Çalışkan Türk gençleri.

Ülkü verir, hız verir.
Bize 19 Mayıs.
Yurdumuzu kurtaran,
Ata'yı unutmayız.

Tembellik yasak bize,
Parolamız ileri,
Dünyaya örnek olsun,
Çalışkan TÜRK GENÇLERİ

                           F. ELMALI

 

23 NİSAN ŞİRLERİ

ÇOCUK BAYRAMI

Gelin çocuklar gelin!
Bayramımız var bugün.
23 Nisan için,
Kuralım şenlik, düğün...

El ele tutuşarak,
Şarkılar söyleyelim,
Ellerimizde bayrak,
Sokak sokak gezelim.

Çocuklarıyız, yarının
Büyük insanlarıyız,
Üstünde bu vatanın
Hür, mesut ve kaygısız
Daima yaşayacağız.

Ali PÜSKÜLLÜOĞLU

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

23 NİSAN

Vatan tehlikedeydi; Atatürk karar verdi:
«Vatan kurtaracak yine millettir» dedi.
Ankara'da bir Meclis toplayıp kurmak için,
Günlerce, haftalarca, çalıştı, için için.
İşte bugün kuruldu Büyük Millet Meclisi,
Ankara'dan yükseldi Türk'ün gürleyen sesi.
Çocuklar! bayram yapın, sevinin ve haykırın,
Engel denen her şeyi gücünüzle siz kırın!

 

 

Çocuklar bilin ki siz koca bir cihansınız.
Vatanın her yerinden fışkıran volkansınız.
Doğan güneş sizindir yıldızla ay sizindir,
Artık vatan sizindir, artık saray sizindir.
Ey gül yüzlü çocuklar, gülün, koşun, ileri,
Hayatta durak yoktur; ya ileri ya geri.
Coşkun bir rüzgar gibi ufukları aşınız!
Göğsünüz kanasa da akmasın göz yaşınız!
Temiz olsun kalbiniz, çelik olsun kolunuz!...
Şen olsun bayramınız, aydın olsun yolunuz!...

Neşenizle bu yurdu aydınlatın her zaman,
Sizindir bu ünlü gün, ünlü 23 Nisan.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

23 NİSAN

 

23 Nisan...
Yurdu koruyan,
Yarını kuran,
Sen ol çocuğum.
Eskiyi unut,
Yeni yolu tut,
Türklüğe umut,
Sen ol çocuğum.
Bizi kurtaran,
Öndere inan,
Sözünü tutan,
Sen ol çocuğum.
Küçüksün bugün,
Yarın büyürsün
Her işte üstün
Sen ol çocuğum.
Çalışıp öğren,
Her şeyi bilen
Yurduna güven
Sen ol çocuğum
.

Hasan Ali YÜCEL

 

 

EGEMENLİK BAYRAMI

Egemen bir milletin,
Coştuğu bir gündür bu.
Yurduma hürriyetin,
Koştuğu bir gündür bu...

Başımızda Atatürk,
Ülkümüz yüce Türklük,
Milletimin en büyük,
Sevdiği bir gündür bu...

Bugünleri gösteren,
23 Nisan'ı veren,
Büyük Atam diyor ki:
«Türk, çalış öğün, güven...»

Ali PÜSKÜLLÜOĞLU

 

HOŞ GELDİN 23 NİSAN

Günlerdir yolunu bekledik durduk.
Sen geleceksin diye çiçek açtı,
Bahçelerdeki bütün ağaçlar.

Leylekler yuvalarına döndü
Toprak ısındı, uyandı karıncalar.
Çoluk çocuk yollara döküldü.

Bugün sevinç içindeyiz hepimiz,
Bayraklarla süsleniyor balkonlar.
Caddelere taklar kuruluyor,
Bizim marşı çalıyor bandolar.

Nasıl sevinmeyelim geldiğine?
Okulda bayram, evde bayram,
Sokakta bayram...

Hoş geldin, 23 Nisan!
Sana gözlerimizden sevinç,
Bahçelerimizden bahar getirdik.

Bari hemen bitivermese bu yolculuk.
Seni kucaklamaya geliyor bugün,
Köyler, şehirler dolusu çocuk.

Ş. Enis REGÜĞLU

 

TÜRK ÇOCUĞU DİYOR KİSeneler kutlu bana,
Aylar umutlu bana.
Her an haykırıyorum :
Türk'üm ne mutlu bana.

Cesaretim candadır.
Şöhretim dört yandadır,
Benim bütün cevherim,
Nabzımdaki kandadır.

Tarihten eski yaşım,
Harpte eğilmez başım,
Toplar can yoldaşımdır,
Silahlar arkadaşım.

İzmir benim, Van benim
Şeref benim, şan benim,
Kars, Erzurum, Erzincan,
Konya Ardahan benim.

Yurda nasıl doyarım?
Uğruna can koyarım,
Ona, bir yan bakanın,
Gözlerini oyarım.

Türk, dünyada bir tektir,
Milletlere örnektir,
Türklüğün meşalesi
Asla sönmeyecektir.

Halil SOYUER